Nerede hareket, orada bereket mi!?

Nerede hareket, orada bereket mi!?

 

THY çalışanları grevi bugünün gündemi... Hayır, Reyhanlı faciasının önüne henüz geçemedi  ve iyi ki geçemedi... Çünkü orada olanlar, ülke tarihine bilmem kaçıncı kara leke olarak geçecek nitelikte...

Hava-İş sendikasının grev kararı alması ve bu kararı bugün uygulamaya koyacağını açıklamasından hemen sonra, “işçi sınıfımızın” şanlı grev mücadelesine destekler de gelmeye başladı... Özellikle, Reyhanlı’daki şerefsiz saldırıyı bahane edip, oradaki binlerce göçmene vahşice saldırı eylemlerini destekleyen, düzenleyen küsurat  solcularının THY grevini ateşli bir şekilde desteklemeleri hayli ilginç... 

Bir grev hareketinin haklılığı ya da haksızlığı, Sendikanın karar vermesiyle değil, öncelikle sendikaya üye olan emekçilerin “grev oylaması”na katılıp grev kararını (büyük) çoğunlukla kabul etmesiyle kazanılır... Dün geceden beri, Hava-İş sendikasının web sayfası dahil ayrıntılı bir araştırma yaptım ve böyle bir oylamanın yapıldığına rastlayamadım hiç bir yerde... Gözümden kaçtıysa, böyle bir oylama yapıldı ve sendika üyeleri grev kararını onayladıysa özür dilemeye hazırım... 

Yine, yapılacak grevin “doğru” bir kararla uygulandığının bir başka kriteri ise, “olabilirlik/başarılabilirlik” analizlerinin titizce yapılıp yapılmadığıdır... Başarılabilirlik şansı olmayan bir greve üyelerini sürükleyen sendikalar, sonunda üyelerini orta yerde “işsiz” bırakma riskini çok kolay göze almışlar demektir... Hem sendikanın hem de işveren tarafının yayınlarında, anlaşılamayan 170 toplusözleşme maddesinin neler olduğunu açıkça bulamadım... Onun için, isteklerin neler olduğu, abartılı olup olmadığı konusunda spekülasyonlara dayanarak bir şey söylemek doğru değil... Ama en iyi niyetli yorumla, sendikanın bu anlaşmazlık maddelerinin grev yoluyla ulaşılabilir olduğuna inandığı görüşünü kabul etmek gerekir... 

Bir kez greve çıkıldı mı, artık sendika, sendika üyelerinin çoğunluğunun greve katılmasını sağlamak gibi bir görevi olduğunu unutamaz... Bu, köklü sendikal geleneği olan işçi hareketlerinde böyle olmuştur ve tersi düşünülemez... Yok, “işveren korku salıyor, üyelerimiz işten atılma korkusu yaşıyorlar, işveren işyerinde baskı uyguluyor....” gibi ağlamaklı gerekçelerle greve katılımın çok az sayıda olduğunu açıklamak greve çıkan sendikaya yakışmaz... Yukarıda saydığım önkoşullar olmadan greve çıkılırsa böyle olur işte... 

Bütün bunların yanında, olmazsa olmaz bir koşul da, grevin genel kamuoyunda kabul görmesidir... Genel kamuoyunda bu grevin kabul gördüğü, “yahu bu THY çalışanları da, köle gibi çalıştırılıyor... Kötü işkoşulları çalışanlara grevden başka seçenek bırakmamış... Sendika kamuoyunu aydınlatan çalışmalarında bunları çok güzel anlattı...” gibi bir duygunun kamuoyunda oluşup oluşmadığıyla belli olur... 

Tabi bir de sırtında yumurta küfesi taşımayan “devrimci/solcu” tutum vardır ki, bütün bunlarla ilgilenmeyi gereksiz bulur... Veee nerede hareket, orada bereket mantığıyla ortalık karışsın da nasıl karışırsa karışsın der...

Umarım bu grev hareketi binlerce THY çalışanını daha kötü durumlara sürüklemesin... Deneyimlerime dayanarak öne sürdüğüm noktaların hepsine Hava-İş sendikasının hakim olduğu, endişeye yer olmadığını da ummak istiyorum... 

Göreceğiz...