Atık bekçiliği yapmak yerine...

Yalçın Ergündoğan - 22/11/2008 12:44:29 (243 okunma)


Atık bekçiliği yapmak yerine... 

İnsan türü’nün doğaya, çevreye, diğer canlı türlerine bu arada tabii kendi türüne de yaptıklarını, verdiği zararı anlata anlata bitiremiyoruz. Gerçekten de bitecek gibi değil bu kendini ‘en akıllı’, ‘en zeki’ sanan ve kibrinden de yanına yaklaşılamayan türün yaptıkları. Hele dünyaya zorla ‘armağan ettiği’, dünyanın her bir yanında egemen hale getirdiği ‘kapitalizm’ adlı yönetim sistemi! Bu sistemin, tüm canlı türleri ile birlikte, doğaya, yaşam bulduğumuz küreye verdiği tahribat artık onarılamayacak boyutlara geldi. 

Tüketmek, daha fazla tüketmek ve bir avuç ‘en akıllıların’, ‘en akıllısı’nın ‘kâr’, ‘daha fazla kâr’ ,güdüsünün dinamiği üzerine kurduğu sistemin hırsı ve yok ediciliği bir türlü durdurulamıyor. Dil farkı bilmeyen, din farkı tanımayan, bir anadan doğmuşçasına olup bitene direnen bir avuç ‘yaşam savunucusu’nun direnci de olmasa, toplu yok oluş daha hızlı gerçekleşecek her halde... 

YAPMA CHAVEZ! 

Aaa, o da ne?.. 

Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, Rusya ile birlikte çalışan ülkesinin ‘barışçıl amaçlarla’ nükleer güç olma yönünde ilerlediğini dünya kamuoyuna bildirmiş. Yapma Hugo, etme Chavez!.. 

Sen de mi nükleere bel bağlamayı çıkış yolu olarak gördün? 

* * *

Bakın birkaç ay önce kulağımıza gelen haberleri adeta perçinleyen bu haber, gelişmeleri doğruluyor gibi: 

Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, Rusya ile birlikte çalışan ülkesinin barışçıl amaçlarla nükleer güç olma yönünde ilerlediğini bildirdi. 

Chavez, Venezuelalı ve Rus teknik ekiplerinin, Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev'in bu ay yapacağı ziyarete hazırlık çerçevesinde çalışmaya başladıklarını söyledi. Hugo Chavez, nükleer enerjiyi sağlık ve elektrik sektöründe kullanacaklarını belirtti. Venezuela'ya 26 Kasımda gidecek olan Medvedev, bu ülkeyi ziyaret eden ilk Rus lider olacak
...” 

* * *

Yaşam savunucularının işleri daha çok uzun ve çok zorlu gibi, değil mi? Bu moral bozucu haberin yanında yaşam savunucularını umutlandıran bir haber de var neyse ki. Aşağıda onu da paylaşıyorum. Sen de duy Chavez!.. 

Bak senin de öykünerek moralimizi bozduğun ‘nükleerciler’, atıklarını nereye koyacaklarını bilemiyorlar. Dünyaya meydan okuyan pervasızlığa karşı sesini yükselttiğinde; bize, umut aşılayan sen ve sana derli toplu, yeni, ‘alternatif bir program’ hazırlayıp sunamayan, biz hepimiz demek daha çok kafa yormalıyız, çabalamalıyız!.. 

DİRENENLER DE OLMASA... 

İşte o haber: 

“Fransa'dan Almanya'nın Gorleben kentinde bulunan ara depoya yapılan nükleer atık sevkıyatı, Almanya’da hafta sonu büyük protesto gösterilerine neden oldu. Sevkiyat, hafta sonu aralarında bazı Yeşiller Partisi üst düzey yöneticilerinin de bulunduğu 15 bin çevreci tarafından protesto edildi. 

Claudia Roth, Cem Özdemir ve Renate Künast’ın da katıldığı eylemde, radyoaktif madde içeren nükleer atıkların vereceği zararlara dikkat çekildi. Bazı göstericiler de kendilerini nükleer atık taşıyan trenin geçeceği tren raylarına zincirledi. Protesto gösterilerine rağmen, 14 saat gecikmeli olarak Gorleben kentine varan nükleer atık treninden sevkiyat Pazartesi sabahı başladı. Kent merkezinden 20 kilometre uzaklıktaki ara depoya boşaltılan atıklar, özel korumalı vagonlarla güvenlik güçlerinin kontrolünde getirildi. Polis sözcüsü, gösterilerine devam eden çevrecilerin barikatlarını aştıklarını ve kente girdiklerini söyledi. Protesto gösterileri ve barikatlar nedeniyle güzergahını değiştiren trenin toplam yolculuğu ise 56 saat sürdü. Çevreci gruplar, Gorleben kentinin nükleer atık deposu olarak uygun bir yer olmadığına dikkat çekiyor. Bölgede kaynak suların çıktığına işaret eden Greenpeace’in nükleer uzmanı Thomas Breuer, ‘Gorleben kentinin uygun bir yer olmadığının bilinmesine rağmen, orada bir nükleer atık deposunun bulunmasını sorumsuzluk olarak’ niteledi. Yeşiller Partisi de başka nükleer atık deposu olarak başka bir yer aranmasını istiyor. Yeşiller Partisi’nin Parlamento Grup Başkanı Baerbel Höhn, Gorleben kentine ilişkin daha önce siyasi bir karar alındığını belirterek, yeni bir yer aranmasının şart olduğunu dile getirdi. Ancak Başbakan Angela Merkel ise; bu konuda geri adım atmaya yanaşmıyor!..”


* * * 

Hiç birimiz unutmayalım ki; bilimsel raporların istatistiki verilerine göre; “Nükleer enerji, nükleer silahların yayılmasına zemin sağlıyor. Son yıllarda, atom bombası geliştiren ve imal eden ülkeler, başlangıçta sivil amaçlar taşıyan ‘atom programı’ yürütüyorlardı...” 

Nükleer santral kurma macerası dünyada çok değil, yaklaşık 50 küsur yıl önce başladı. Ama bilim insanlarının açıkladıklarına göre henüz hiç kimse “nükleer atıkların” ne yapılacağı nasıl saklanacağı konusunda bir fikre sahip değil. ( Nükleer kullanan ülkelerin, yukarıdaki haberde yaşananın dışında, bir de ‘illegal’ yollardan yaptıkları ‘atık depolama’ işlemleri de var tabii.) İyi bilmeliyiz. Bu atıklar kesin olarak canlı yaşamını sona erdirecek nitelikte yüksek “radyoaktivite" taşıyor. (Ayrıca şu da bir gerçek: Zararsız ‘radyasyon’ yok. Her ne kadar bazı çevrelerce ‘kabul edilebilir eşik değerler’ ileri sürülse de; bu eşik değerler her geçen gün daha da aşağılara çekilmektedir...) 

İşte bakın Fransa ve Almanya ne yapacağını bilemiyor. Yaşam savunucularının nükleerin her türlüsüne karşı çıkmaları için bir neden. Yetmez mi? Gelecek kuşaklara (ki olursa), yok edemeyecekleri bu atıkları bırakmaya ne hakkımız var? 

* * * 

Avustralyalı nükleer karşıtlarından ödünç aldığım bir sözü sizlerle paylaşayım. Çok anlamlı ve düşündürücü çünkü:


"Eğer Romalılar zamanında nükleer enerji olsa ve kullanılsaydı, biz bugün halâ onların atıklarının bekçiliğini yapıyor olacaktık…” İyi mi?


Atık bekçiliği yapmak yerine, gelin vazgeçin şu nükleerden!..