Çocuk bayramını nasıl kutlayacağız şimdi?

 Yalçın Ergündoğan - 21/04/2009 21:58:52 (517 okunma)


Çocuk bayramını nasıl kutlayacağız şimdi? 

28 Mart 2006 tarihinde yaşanan olaylar ve sonrasına ait gerçek görüntüler. Çok çarpıcı. Bir o kadar da yüz kızartıcı. 45 dakika boyunca, yer yer gözlerimiz ıslanarak, yüreğimiz daralarak, ama soluksuz izledik filmi. Adı “Gözmece”. İmzacıları arasında bulunduğum, ‘Çocuklar için Adalet Çağrıcıları’nın geçtiğimiz hafta İstanbul Beyoğlu, Rengahenk sanatevi’nde galasını yaptığı bir belgesel. Film, adını Diyarbakırlı çocukların oyunlarından alıyor. Olayların içinde bulunan çocuklar ve yaşamını yitiren çocukların aileleri, arkadaşları, kardeşleri yaşadıklarını, hissettiklerini gördükleri şekliyle anlatıyor. Çektiği bu belgesel nedeniyle, filmin yönetmeni Aydın Sevinç de Türkiye’den İsviçre’ye göçmek zorunda kalmış. Filmin ilk gösterimine ancak yazdığı mektup ile katılabildi. 

‘DEVLETİ TAŞLAYAN’ ÇOCUKLAR 

Türkiye'de Diyarbakır, Adana, Mersin ve diğer çeşitli illerde gelişen bazı toplumsal olaylar/gösteriler sonrasında tutuklanmış, yargılama süreci devam eden çocuklar var. Söz ettiklerimiz; yaşları 13-17 arası 800 civarında çocuk. Nerede ve nasıl olurlarsa olsunlar hepsi çocuk gibi çocukluklarını yaşaması gereken ‘çocuklar’... Çocukların tutuklu olarak ve üstelik ‘ağır ceza mahkemelerinde’ yargılanmaları Türkiye’nin de tarafı olduğuBirleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne ve çocuk adalet sistemine aykırı. Bu yılın sadece Ocak ayında 26 çocuğa toplamı 75 yıla varan ağır cezalar verildi. Bu çocuklar pedagojik yardım bile alamıyor, eğitimlerine devam edemiyorlar. Ve bir bölümü de yetişkinlerle aynı koğuşlarda kalıyor.
* * * 

Aslında, 12 Şubat 2009 günü Demokratik Toplum Partisi (DTP) Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır çok önemli bir konuya parmak bastı ve TBMMbaşkanlığına çocukların da kapsamı içine alındığı Terörle Mücadele Kanunu (TMK)'nda değişiklikler içeren bir yasa tasarısı verdi. Teklif medyada hiç yer almadı, kamuoyu haberdar olmadı. Çünkü “o DTP’li idi. Hangi konuyu gündeme getirmeye çalışırsa çalışsın, sesi kısılmalı, boğulmalı, karşısında da ‘sağır’, ‘dilsiz’ ve ‘kör’ olunmalıydı. 

ÇOCUKLARA İŞKENCE 

Hepsi hepsi, çocuktular. Gösterilere katılmışlar, belki de polislere taş atmışlardı. Diyarbakır Barosu Genel Sekreteri Av. Serhan Eren, ‘devleti taşlayan’ gözaltına alınıp da serbest bırakılan çocukların ağzından Diyarbakır’da Baro olarak yaptıkları tespitlerde şunları aktarıyor: 

Bağlar Karakolu’nda bizi çırılçıplak soydular. Üzerimize su döktüler. Çıplak halimizle bizi bir saat beton üzerinde beklettiler. Saat başı gelip yeniden ıslattılar...” “Beni Çarşı polis merkezine götürdüler. Oradan da Polis Okulu’na. Zorla İstiklal Marşı’nı okuttular...” “Ellerimi boynumdan bağladılar, diz üstü çöktürdüler. Dövdüler. Gözüme biber gazı sıktılar...” “ Ağzıma silahı koydular, kalçamı ve vücudumu elle taciz ettiler...” “Bana sürekli küfrettiler. Bir polis beni sağ kolumdan bıçakladı ve her yerime copla vurdular...” (Güncel Hukuk Dergisi, Nisan 2009) 

* * * 

Dünyadaki tüm çocuklara bayram armağan etmiş bir ülke Türkiye. Üstelik, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin de ilk imzacılarından. Çocukların öncelikli yararını sağlamaya, korumaya, büyüme ve gelişmelerini desteklemeye ve çocuklar arasında ayrım gözetmemeye söz vermiş...

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı... Devlet katında çocuklar, o gün, Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı, Başbakan koltuğuna oturacaklar. Büyükler, koca koca adamlar, kadınlar televizyonlara çıkıp ne denli çocuklara önem veren bir toplum olduğumuzu haykıracaklar. Ama 800’ü aşkın çocuk bu ülkenin cezaevlerinde yatacak... 

Oysa, onlar öncelikle ve sadece çocuklar... Nerede, kimin çocuğu olurlarsa olsunlar, çocuk gibi yaşamak, çocuk gibi muamele görmek hakları.

Biz, ben, sen, o... Kendi çocuklarımıza, yakınımızdakilere nasıl bir ikiyüzlülükle bakıp, ‘bugün senin bayramın’ diyebileceğiz? Nasıl kutlamalarını isteyeceğiz bu bayramı?..