Komünist Parti'nin yasallaşmasını perçinleyen barışçı eylemler

Yalçın Ergündoğan - 05/06/2009 22:56:19 (623 okunma)



Komünist Parti'nin yasallaşmasını perçinleyen barışçı eylemler


15 Mayıs’ta Taraf Gazetesi "Her Taraf*" sayfasında yer alan “Bir yasallaşma öyküsü” başlıklı yazısında sevgili Ahmet KardamTürkiye İşçi Partisi (TİP) ve Türkiye Komünist Partisi (TKP)’nin birleşme sürecine ve başkanların yurda dönüşlerine ilişkin –ağırlıklı olarak- yurt dışında yaşadıkları gelişmeleri ve deneyimlerini Türkiye kamuoyu ile paylaştı. Ben de illegal yaşamdan, legal siyasi yaşama geçişte ülkede olup bitenlere ilişkin dönemin “illegal” TKP İstanbul İl Komitesi üyesi ve ardından yasal olarak kurulan TBKP’nin Merkez Komitesi üyesi olarak, bir başka illegal siyasi yapılanmanın ‘yasallaşma sürecinin’ yaşandığı günümüzde, Kardam’ın kaldığı yerden gözlemlerimi paylaşmak istedim.

Yeniden kısaca hatırlatırsam; Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) uzun süren tartışmalar ve toplantılar sonunda yapılan kongrelerinde alınan karar sonucu birleşmeye karar verirler. Bu süreçte TİP Genel Başkanı Behice Boran sürgündeyken ölür. Cenazesi Türkiye’ye getirilir ve 12 Eylül 1980’den sonra ilk kez düzenlenebilen kitlesel bir törenle toprağa verilir. Birleşme süreci Boran’ın ölümünden sonra da devam eder ve TKP Genel Sekreteri Haydar Kutlu (Nabi Yağcı) ve TİP Genel Sekreteri Nihat Sargın her iki partinin birleşmesi ile oluşan Türkiye Birleşik Komünist Partisi (TBKP)’yi Türkiye’de yasal olarak kurmak ve ülkenin demokratikleşme sürecine daha etkin katılmak amacıyla parti kararıyla 'Türkiye’ye dönüş' sürecine girerler. Henüz duvar yıkılmamış, SSCB dağılmamıştır. Kutlu ve Sargın bu karar çerçevesinde 16 Kasım 1987 günü uçakla Ankara’ya gelir ve havaalanında bekleyen ekiplerce hemen gözaltına alınırlar.

Türlü işkenceler eşliğinde uzun günler süren sorgularının ardından da tutuklanırlar. Tutuklanmalarının ardından da, Türkiye kamuoyunun o güne dek eşine pek rastlamadığı düzeyde Uluslararası bir dayanışma örneği yaşanır. Dünyanın dört bir yanından, Kutlu / Sargın’ın serbest bırakılmalarıyönünde ısrarcı tepkiler, dayanışma mesajları gelir, (12 Eylül darbe rejimi uygulamalarının henüz etkisini yitirmediği bir dönemde ) kamuoyu desteğini alan çok ilginç ve bir o kadar da etkili eylemler gerçekleştirilir.

”ÖLÜM ORUCU”


Haydar Kutlu (Nabi Yağcı) ve Nihat Sargın 6 Nisan 1990’da yayınladıkları bir bildiri ile, "Ölüm Orucu"na başladıklarını Türkiye ve Dünya kamuoyuna açıklarlar:

“…Başladığımız ‘ölüm orucu’, Türk Ceza Kanunu’nun 141–142 ve 163. maddelere ilişkin düzenlemelerle Komünist partisi üzerindeki yasak kalkıncaya veya kalkacağının açık işaretleri ortaya çıkıncaya kadar ve /veya daha uygun koşullarda mücadele olanaklarına sahip olacağımız tahliyemize kadar kesintisiz sürecektir…"

Ölüm Orucu kararının ardından, Ulusal ve Uluslararası düzeyde dayanışma eylemleri ve hükümete yönelik baskılar giderek artar. O tarihe dek Türkiye’de örnekleri pek görülmemiş, yurda yayılmış, yepyeni barışçıl dayanışma örnekleri gerçekleşmeye başlar. Ve 900 gün süren tutukluluğun ardından, 4 Mayıs 1990 günü Ankara Devlet Güvenlik mahkemesi’nde yapılan 32.duruşmanın ardından Haydar Kutlu ve Nihat Sargın serbest bırakılırlar.

70 YIL SONRA KOMÜNİST PARTİ YASALLAŞIYOR

4 Haziran 1990 günü, aralarında Nabi Yağcı (Haydar Kutlu) ve Nihat Sargın’ın da bulunduğu kalabalık bir kurucular kurulu tarafından, TC.İçişleri Bakanlığı’na kuruluş dilekçesi verilerek, tarihi Komünist Partisi (10 Eylül 1920'de kurulmuş,28 / 29 Ocak 1921'de kurucuları Karadeniz'de boğdurulmuştu.) nihayet Türkiye’nin ilk legal Komünist Partisi olarak, Türkiye Birleşik Komünist Partisi (TBKP) adıyla yasal olarak kurulur.Yapılan Kurucular Kurulu toplantısı sonunda Türkiye Birleşik Komünist Partisi Genel Başkanlığı'na Dr. Nihat Sargın, Genel Sekreterliğe de Nabi Yağcı (illegal dönemde parti adı, Haydar Kutlu idi.) seçilirler. TBKP, ilerleyen yıllarda Türkiye'de sürmekte olan sosyalistlerin geniş birliği çalışmaları kapsamında kongresinde aldığı kararla Sosyalist Birlik Partisi (SBP) oluşumuna katılır. Ardından ilerleyen süreçte SBP, Birleşik Sosyalist Parti (BSP)'nin oluşumuna, BSP de Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP)'nin kuruluşuna katılır.



KAMUOYUNUN ALIŞIK OLMADIĞI ‘İLGİNÇ’ EYLEMLER BAŞLIYOR

Kutlu / Sargın'ın tutukluluklarının sona erdirilmesi ve Türk Ceza Yasası'ndaki 141-142-163'ün kaldırılması doğrultusunda Uluslararası demokrat kamuoyunun tepkilerinin yanı sıra Türkiye'de, -bugün Genç Siviller’in etkili eylemlerinin belki de öncülü sayılabilecek- ilginç eylemler gerçekleştirilir.

» 141/142/163 müzeye: Üzerinde “141/142/163'' yazılı bulunan büyük bir taş İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü’ne götürülerek teslim edildi.

» “İhbar ediyorum, ben Komünistim": “DGM Savcılığı’na /Ankara. İhbar ediyorum. Ben bir düşünce suçlusuyum. Resmi düşünceden farklı düşünüyorum. Tehlikeli fikirler taşıyorum. İnsanı sevmeyi, adalet ve eşitliği, özgürlüğü savunuyorum. İhbar ediyorum. Ben bir komünistim. Komünist Partisi üyesi olarak faaliyet yürütüyorum. Kutlu/Sargın’la aynı düşünceleri paylaşıyorum. Gerekli işlemin yapılmasını arz ederim."

» Psikiyatri kliniğine başvuru: İstanbul’da “Rahatsızım. Demokrasisizliğe, Kutlu/Sargın’ın tutukluluğuna alışamadım'' şeklinde dilekçelerle Cerrahpaşa Psikiyatri Kliniği’ne başvuran bir grup genç doktorlar tarafından muayene edildi. Doktorlar, yazdıkları reçetelerde “Acil demokrasi'' önerdi.

» Siyah eylem: İstanbul ve Kocaeli’nde kadınlar “siyah eylem'' yaptılar. Siyah giysiler giymiş kadınlardan oluşan topluluk, “Kutlu/Sargın’a Özgürlük'', “141-142-163 Kalksın'', “Beşikçi Hapishane’ye değil, Üniversite’ye'' pankartlarıyla yürüyüş yaptılar. Çocuklarıyla birlikte katılan kadınlar da çocuklarının ellerindeki balonları havaya uçurdular.

» Meletos öldü, Sokrates yaşıyor: Sakarya, Bolu ve Düzce’de üzerinde “Meletos öldü, Sokrates yaşıyor'' yazılı siyah kartlar DGM Savcısı nusret Demiral’a postalandı. Eylemciler yaptıkları açıklamada; ''zalimliği ile ünlü savcı Meletos’un adını dahi kimse hatırlamıyor. Ama onun yargılayıp ölüme mahkum ettiği Sokrates ise hala fikirleri ile yaşıyor'' dediler.

» Güney Afrika’ya iltica: İstanbul Sirkeci postanesinde toplanan kalabalık bir grup, Güney Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı’na mektuplar göndererek ‘iltica’ talebinde bulundu. Başvuru mektuplarında ise sunları söylüyorlardı: “Basından öğrendiğim kadarıyla ülkenizde bile artık Marksist Parti yasal olarak çalışabiliyor. Ayrıca, özgürlük savaşçısı Mandela’nın da serbest bırakılmış olması, ülkenizi benim açımdan bir ilgi odağı haline getirdi ve beni ülkenize iltica koşullarını öğrenmeye itti…''

» Hunili eylemler: Başlarına “huniler'' takan siyah giysiler içindeki bir gurup genç İzmir’de “141-142-163’e hayır'' yazılı pankartlarla yürüyüş yaptı.TBMM Başkanı’na bu yönde telgraflar çektiler.

» Özgürlük Ağacı: İzmir Karşıyaka’da bulunan “İnsan Hakları Parkı''nda Kutlu/Sargın için “Özgürlük ağacı'' dikildi. Bursa’da Mersin kavşağında; kesilen yaşlı çınar ağaçlarının yerlerine, “Hemen Demokrasi'', “Özgür Basın'',“Barış'' ve “Erdem'' adları verilen çınar fidanları dikildi.

» Demokrasi mumla arandı: Gaziantep’te üzerinde “Demokrasi Nerede?'' yazılı giysiler giymiş topluluk ellerindeki mumlarla kent merkezinde gösteri yaparak “demokrasiyi aradılar''.

» Karanlıkta düşün: Bodrum’da yapılan bir çağrı ile, “elektriği kapat/karanlıkta düşün" eylemi gerçekleştirildi. Eylemde ülkedeki anti-demokratik uygulamalar protesto edilerek, Kutlşu/Sargın ile dayanışma vurgulandı.

» Seyahat Belgesi: Kutlu/Sargın davası’nı izlemek için Ankara’ya gidenlerin kente sokulmamaları üzerine, İstanbul Valiliği’ne başvuran bir grup “Seyahat Belgesi'' isteminde bulundu...

 Uras,  İstanbul’un 1. bölgesinden  Uras Urasya da seçmenlerinin beklentisi o) Uras ‘üstü örtülü’, ‘ortalamacı’yine, belki Uras Uras ÖDP  Uras

 özgürlükçü, çoğulcu, enternasyonalist, cinsiyetçi ve türcü olmayan, ‘yeni bir sol seçeneği’ yara