Kürt özgürlük hareketini anlamak…

 Yalçın Ergündoğan - 28/11/2010 18:53:55 (417 okunma)



Kürt özgürlük hareketini anlamak…

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) seçim ittifakı girişimi de nereden çıktı’ sorusu, kamuoyunda özellikle de sol muhalefet içinde tartışma yarattı. Hele de, BDP’den gelen bu ittifaka ÖDP ve EMEP gibi partilerin de dahil edilerek bir ‘sol blok’ oluşturulabileceği önerisi epeyce kafaları karıştırdı.

Geçtiğimiz hafta, Devrimci Sosyalist işçi Partisi (DSİP) İzmir İl örgütü de bu sıcak tartışma konusunu gündemine alarak 'CHP, BDP ittifak girişimi ve gerçek sol muhalefetin inşası' konulu bir toplantı düzenledi. Toplantıda hiçbir kırmızı çizgi olmaksızın, konuyu enine boyuna tartışma olanağı bulduk. Toplantıda yaptığım sunumda; yargıların ve hatta ön yargıların uzağında kalınarak Batı’da yaşayanlar olarak, Kürt ulusal özgürlük hareketini anlamaya çalışmanın en doğru yöntem olacağı görüşünü savundum. İttihat ve Terakki geleneği dışından gelen, o gelenekle sorunlu iktidar partisinin Kürt sorununun çözümü yolunda attığı adımların ürkek ve yarım bırakılması sonucu, yeni arayışların yapılması, ulusal hakların kazanılması mücadelesi veren siyasetlerde beklenebilir ve yadırganmayacak davranışlar olduğuna vurgu yaptım.

Bizim ittifak girişimini masaya yatırdığımız toplantıdan 2 gün sora, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları aracılığıyla yaptığı açıklama kamuoyuna yansıdı. PKK lideri, "devletin çözüme hazır olduğunu, ancak AKP'nin ne yapacağına henüz karar veremediğini" söyleyerek 'çözümü engellediğine' vurgu yaptı. Barışın kazanılmasına yönelik endişelerini de dile getiren Öcalan, aslında 1 Mart'ın "büyük barış" ilan etmek için iyi bir tarih olduğunu söyledi. Öcalan, aslında CHP-BDP ittifak arayışının ya da AKP’yi adım atmaya zorlama girişiminin, gerçek şifrelerini bu açıklamasında verdi. Kürt özgürlük hareketini anlamak derken, tam da bunu kastediyordum ben de.

Tek tipçi, asimilasyoncu, İttihat ve Terakki Partisi ve Kemalci geleneğin devamcısı, vesayet sistemi savunucusu bir 'devlet partisi' olarak varlığını sürdüren CHP'de, toplumda yükselen 'barış ve çözüm istemli değişim talebinin' yansımaları olarak kendi geleneğine uygun bazı operasyonların yürütüldüğünü hepimiz çok iyi biliyoruz. 

Referandum öncesi, CHP'de yaşanan 'kaset darbesi' ve ardından gelen 'Tüzük darbesi' operasyonları da gözümüzden kaçmadı.

Aslında, CHP’de olanlar, dünyanın ve Türkiye'nin yaşadığı değişim doğrultusunda, devlet içinde gerçekleşmekte olan vesayetçi, darbeci zihniyetin tasfiyesine yönelik sancılı mücadelenin kendi üslup ve geleneğine uygun olarak gerçekleşmesinden başka bir şey değil.

CHP'nin ‘özgürlükçü’ yönde değişip değişemeyeceği başka tartışmaların konusu ama, CHP'nin bu yöndeki değişimi enternasyonalist, özgürlükçü sosyalistleri rahatsız etmeyeceği, ancak memnun edeceği de bir gerçek.

Batıda ‘Yetmez ama, Evet’ kampanyası yürüten, Kürt illerinde de haklı ‘boykot’ tavrını destekleyen sosyalistler için tablo gayet açık ve net. Bir çok vesile ile tekrarlandı ama yeniden tekrar etmekte fayda var. Referandum sonucunda, kampanya boyunca yürütülen onca ‘milliyetçi/ırkçı ‘bölünme’korkusu pompalayan propagandaya rağmen sandıktan çıkan yüzde 58 oranında ‘Evet’ ve onun üstüne eklenen ‘boykot’ tutumu mutlak bir değişim, özgürlükçü bir Anayasa, askeri vesayetten kurtulma, çözüm ve barış talebinin toplumdaki somut yansımalarıydı.

Bu sonuç da, iktidar partisinin ve hükümetin kimi haklı, türlü bahanelerle bir türlü gerçekleştiremediği, yer yer de eline yüzüne bulaştırdığı ‘Kürt Açılımı’nın içinin doldurulmasına ve uygulamaya geçirilmesine yetmemişse ‘daha ne gerekiyor’ sorusunu hükümetin yüzüne bir şamar gibi vurmak her yurttaşın hakkı değil mi?..

Bence, ‘BDP-CHP seçim ittifakı’ girişiminin satır aralarında yatan ve Abdullah Öcalan’ca adeta doğrulanan da bu.

Öte yandan, son dönemde iyice belirginleşen ‘hayırlı ayrışma’ ile Türkiye solu, damarlarında akan 'asil Kemalci kanı' temizliyor. Tarihle yüzleştikçe arınıyor, beyine giden oksijen artıyor. Beyine giden oksijen arttıkça da adımlar daha hızlı atılıyor.

Mesele, artık adımları atılan, halkıyla barışmış, özgürlükçü, enternasyonalist kitlesel bir sol hareketin inşasını hızlandırmakta...
YÖK protestolarında görülen ‘yumurtacı’ gençlik tepkilerinin yanı sıra, ‘başörtüsü, anadil içeri, mobese (edibese), YÖK dışarı’ yaklaşımının yaygınlaşması da gençlik içinde de bu inşanın hızlanan adımlarının işareti galiba...