'O benim babam...’

Yalçın Ergündoğan - 22/01/2009 0:56:00 (352 okunma)



'O benim babam...’ 

Hastane kapısında genç bir kadın. Ağlamaklı. Belli ki bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Yüz ifadesinin dışavurumundan ve sesinin titrekliğinden çok belli. Bir yakını, yürekten sevdiği biri için, canını vermeye hazır gibi. 

Kendisine uzatılan mikrofonlar, yüzündeki ağlamaklı halini biraz daha görünür kılan kameraların ışıkları altında “O benim babam...” diyor. “Babamın durumu çok ağır... Babam şu anda yoğun bakımda. Damarının birine stent takılı. Bir damar yüzde 50, diğeri yüzde 90 tıkalı. Bunlara da stent takılmasını istiyoruz" diyor ağlamaklı sesi ile...

Sonradan annesi olduğunu öğrendiğimiz yüzü asık, resmi duruşlu kadın ise kameraların önünde kızını kolundan tutup çekiştiriyor: “Kimseye açıklama yapmıyoruz!..” Ama ağlamaklı genç kadın ise, annesine inat açıklamalarını sürdürüyor. "Ben bunun insani boyutunu anlatıyorum. Bu insan ‘benim babam’. Şu anda uyuyor. Henüz göremedim. Hayati tehlikesi var. Anjiyosu yapıldıktan sonra prostat ameliyatı acilen yapılmalı... Dedemizi prostattan kaybettik. Babamızın kanserden ölmesini istemiyoruz!.. 

* * * 

Yürek acıtan yukarıdaki sözler, Ergenekon Terör Örgütü (ETÖ) operasyonun kendisine uzandığı bilgisini edinir edinmez Rusya'ya kaçtığı polisçe tespit edilen ve önceki gün yakalanıp, sorgusunun ardından tutuklanan "Sarı Levent" lakaplı general Levent Ersöz’ün kızı Fulya Ersöz’e ait... Konduğu cezaevinde kalp krizi geçiren Emekli tümgeneral Levent Ersöz, Veli Küçük'ün ve dönemin Jandarma Genel Komutanı orgeneral Şener Eruygur'un istihbarat başkanı olarak çok yakınında bulunan kişi. Oramiral Özden Örnek’in notlarına göre de; “Ayışığı" ve "Sarıkız" kod adlı darbe girişimlerinde gerekli organizasyonu yapan kişilerden. “Eruygur cuntası”nın kilit isimlerinden biri... 2001'de Silopi HADEP İlçe Başkanı Serdar Tanış'la yardımcısı Ebubekir Deniz'in çağırıldıkları jandarma binasında kaybolmasından, -Şırnak Alay Komutanlığı yapan- Ersöz sorumlu tutuluyor. Ersöz'ünHADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve İlçe Sekreteri Ebubekir Deniz’i jandarmaya davet eden isim olduğu biliniyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne kadar giden davada Türkiye tazminat ödemeye mahkûm oldu. AİHM'nin bilgi istediği Ersöz ifade bile vermedi. O dönemde albay olan Ersöz, daha sonra generalliğe terfi ettirildi. 

BABAMIZ NEREDE?” 

Şırnak, Silopi Merkez Jandarma Karakolu yetkililerince 25 Ocak 2001 tarihinde karakola çağrılan ve kendilerinden bir daha haber alınamayan Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve İlçe Sekreteri Ebubekir Deniz, aradan geçen yıllara rağmen hala bulunamadı.

Serdar Tanış’ın eşi Selma Tanış,"Olayın üzerinden seneler geçmesine rağmen bu kişiler hakkında hiç bir işlemin yapılmaması acımıza acı katmaktadır. Biz faillerin bir an önce ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Eğer eşim sağ ise bize teslim edilsin. Eğer öldürmüşlerse biz onun ölüsünü de istiyoruz." Hêja ve Diyar isminde 2 çocuğu olan Selma Tanış, eşi kaybedildiği zaman çocuklarının küçük yaşta olduklarını belirterek, "Çocuklar o dönemde çok küçüktü. Onun için her gün 'babamız nerede' diye soruyorlar. Ben de onları oyalıyorum. Ama çocuklara bir gün gerçeği söylemek zorundayım. Ama nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum" diyor. 

* * *
Mevlit , Ceylan , Hevin ve Serkan adlı 4 çocuğu olan Ebubekir Deniz'in eşi Divan Deniz, ise çaresiz. Acılar içinde şunları söylüyor:
"Büyük oğlum ve kızım, babalarının kaybedildiğinden haberdar. Ancak diğer iki çocuğum babaları kaybedildiği zaman yaşları küçük olduğu için babalarının kaybedildiğinden habersiz. Küçük çocuklarım babalarını sorduklarında onlara cevap veremiyorum. Ben çocuklarıma nasıl 'babanız kaybedildi' diyebilirim ki? Bayramlarda 'babamız niye bayrama gelemedi' diye soruyorlar. Yıllar geçti. Onları çok özledik." 

Oğlunu yitiren bir ananın feryadı ile konuşan Ebubekir Deniz’in annesi Emine Deniz ise; “Benim yüreğimi yaktılar. Ama ben ‘onların ki de yansın’ demeyeceğim. Sadece oğlumu istiyorum. Bedenine bir kez daha dokunmak istiyorum. Saçlarını okşamak istiyorum. Ama biliyorum ki bir daha olmayacak. Bu kapıdan içeri girmeyecek. O zaman bana mezarını versinler' 

* * *

Masum çocukların ağlamadığı, çaresizlik içinde çırpınmadığı, evrensel hukuk kurallarının işlediği bir Türkiye’yi yaratmanın yolu ‘Ergenekon Terör Örgütü’ gibi yapılanmaların, bir daha ayağa kalkamayacak şekilde en son halkasına dek dağıtılmasını gerektirmiyor mu?.. 

Toplumca bunda uzlaşamayacaksak, nerede uzlaşacağız?