‘Talim ve Terbiye’den geçenlerin sancılı yüzleşmesi…

Yalçın Ergündoğan - 29/02/2012 23:35:22 (265 okunma)


‘Talim ve Terbiye’den geçenlerin sancılı yüzleşmesi…
Geçtiğimiz hafta (25/26 Şubat) ‘Toplumsal Olayları Araştırma ve Yüzleşme Derneği’nin düzenlediği çok kapsamlı sempozyumu izlemek için Taxim Hill Otel’de idim. Tüm tek tipleştirme ceberrutluğuna rağmen direnişini sürdürerek Türkiye’nin çok renkli yapısını oluşturan farklı toplumsal dinamiklerden (Aleviler, Sünniler, solcular, Kürtler ) oluşan bir izleyici profili ile birlikte iki tam gün boyunca soluksuz, birbiri peşi sıra akan oturumları izledim. ‘Milli Eğitim’ ya da esas itibariyle hâlâ adıyla ve sanıyla da varlığını sürdüren “Talim ve Terbiye”nin dayattığı ‘resmi ideoloji’nin otoriter süzgecinden geçmiş kuşaklar olarak, hepimiz tarihimizle yüzleştikçe hafiflediğimizi, arındığımızı, rahatladığımızı iliklerimizde hissettik... 

Bu kapsamlı sempozyumun, “Devletin Resmi İdeolojisi: Kemalizm”, “Siyaset ve Resmi İdeoloji”, “Medya ve Resmi İdeoloji”, “Kimlik Meselelerimiz ve Resmi İdeoloji” şeklinde ayrılan bölümlerinde; “Anaokulundan Post-doktoraya ‘Milli’ Eğitim ve Resmi İdeoloji” (Atilla Yayla, Esra Elmas, Halil Berktay, Ufuk Coşkun), “Darbeler Ülkesinin Bekçileri: Ordunun Resmi İdeolojisi” (Akın Özçer, Gürcan Onat, Sevtap Yokuş),“Yargının Resmi İdeolojisi” (Mithat Sancar, Orhan Kemal Cengiz, Osman Can), “Kemalizm ve Sol Siyaset” (Chris Stephenson, Oral Çalışlar, Oya Baydar), “Kemalizm ve Sağ Siyaset” (Hamza Türkmen, Mustafa Akyol, Tanel Demirel), “Resmi İdeolojinin Halkla İlişkiler Departmanı: Türkiye’de Medya” (Ergun Babahan, Yavuz Baydar, Yıldıray Oğur), “Kürt Sorunu ve Resmi İdeoloji” (Gülçin Avşar, Erkan Şen, Vahap Coşkun), “Sünni Müslümanlar ve Kemalizm” (Bahadır Kurban, Bilal Sambur, Ergün Yıldırım, Hilal Kaplan), “Aleviler ve Kemalizm” (Ali Kenanoğlu, Bülent Bilmez, Hasan Ali Düzgünkaya, Şenol Kaluç), “Azınlıklar ve Kemalizm” (Ali Bayramoğlu, Ayhan Aktar, Mihail Vasiliadis, Rober Koptaş) oturumları yapıldı. 

DEMOKRASİ VE SENFONİ

Bu arada, Yüzleşme Derneği’nin oturumlarından biriyle çakışsa da, ‘Küresel Yerel (KÜYEREL) Düşünce Platformu’nca aynı otelin farklı bir salonunda gerçekleştirilen, dünyada çeşitli tanınmış orkestraların şefliğinin yanı sıra Oxford Şehir Orkestrası Birinci Şefliği'ni de yapan, Akbank Oda Orkestrası daimi şefi Cem Mansur’un 'Demokrasi ve Senfoni' temalı konferansını da izledim. O kadar keyif aldım ve bilgilendim ki. Son yıllarda izlediğim en etkileyici ve ufuk açıcı sunumdu desem, abartmış olmam. 

Bu arada, Sovyetlerde, Stalin döneminde, 'eşitlik' adına 'şefsiz orkestra' denemesi olduğunu ama, garip ve karmaşık seslerin çıktığı bir orkestra oluştuğu görüldüğünden, hemen uygulamaya son verildiğini de öğrendim tabii. (Belirtmeden geçmeyeyim; bu söyleşiyi kaçıranlar için konferansın bant kayıtlarının bir an önce çözülmesi ve bu ilginç söyleşinin bir kitaba dönüştürülmesi çok yerinde olacak… )

* * *

Dolu dolu geçen bu iki günde yeniden gerçeklerin acıttığını, yüzleşmeninse rahatlattığını bir kez daha bilince çıkarmışken, Pazar günkü oturumların aralarında otelin önünde, Taksim meydanında, ‘katliam’ protestosu adı altında Ermenilere yönelik kusulan nefrete tanık olduk.

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in de katılarak konuştuğu mitingde, atılan sloganlarda öne çıkan temel konu, özünde Ermeni ve Kürt düşmanlığı oldu. Bu nitelikteki bir mitingin İstanbul gibi çok kültürlü tarihi bir metropolün merkezinde, 'devlet / hükümet desteği' ile yapılması, 1915 yılında gerçekleşen Ermeni soykırımının 100. yıldönümünün (2015) yaklaşması öncesinde, devletin izleyeceği tutumun da ipuçlarını verdi aslında… 

* * *

İskilipli Atıf Hoca, “şapka inkılâbı”ndan 18 ay önce yazdığı ve batılılaşmayı eleştirdiği ‘Frenk Mukallitliği ve Şapka’ adlı risalesi nedeniyle 4 Şubat 1926'da “Şapka Kanunu”na muhalefetten İstiklal Mahkemesince idam edilmişti. Geçtiğimiz hafta, Atıf Hoca’nın adı Çorum'un İskilip ilçesindeki İskilip Devlet Hastanesi'ne verilerek, itibarı resmen iade edildi. 

Bugün ise, (29 Şubat 2012) Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Diyarbakır milletvekili Altan Tan, mecliste “Hiçbir şekilde ırkçılığın bataklığına saplanmamız lazım. İskilipli Atıf Hoca ile ilgili bir iki cümle söylemek istiyorum. Dün çok şanssız bir konuşma oldu burada. Bir arkadaşımız rahmetli İskilipli Atıf Hoca'yı İngiliz ajanlığıyla ve vatan hainliğiyle suçlamaya kalktı. Bunu esefle kınıyorum. İskilipli Atıf Hoca, mazlum ve mağdur bir Müslümandır. Kemalist diktatörlüğün katlettiği on binlerce insandan sadece biridir. Onun da anısı önünde eğiliyorum, Allah'tan rahmet diliyorum...." deyince CHP ve MHP milletvekillerinin saldırısına uğradı. 

* * *

Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Kemalci rejimin simgelerinden biri sayılan faşizan 19 Mayıs stat tören ve gösterilerine son vermesi, “Atatürk milliyetçiliğine bağlı vatandaş yetiştirme" ve “Milli Güvenlik Siyaseti’ne bağlı olma” kuralını ve ‘Milli Güvenlik'dersini de kaldırması yetmiyor. 

Talim ve Terbiye”yle şırıngalanan kalıpları aşmak için daha çok yol almaya ihtiyacımız var. Henüz zorlu yüzleşme sürecinin başınayız…