Adalet istiyorsanız, Adil olmayı bileceksiniz

Adalet istiyorsanız, Adil olmayı bileceksiniz

 

 Demokrasi paketine karşı sol basının ve demokrat bazı aydınların akıl izan dışı tepkileriyle son aşamasına gelen AKP-Erdoğan karşıtılığı ve nefreti epey düşündürücü.  Bana öyle geliyor ki bu tür bir dışlayıcılığın ve nefretin akılla mantıkla ilgisi yok. Bu ne yazık ki kişisel bir rekabet ve hınç. Yazanı tarih önünde açığa düşürecek denli öznel ve kişisel. Ve arkeolojide ya da dilbilimde kullanılan yöntemle, palimpsestle biraz daha yüzeyleri kazırsak ve kaldırırsak, alttaki tabakalarda çıkarların, iktidar çekişmelerinin yattığını da tespit edebiliriz. 

Bu tutumalış zannedildiği gibi, ülkemize özgü değil. Dünya reformlar tarihine baktığımızda, ya da bir ideolojik konumu içerden eleştirenlere karşı yükseltilen tepkileri incelediğimizde, ya da toplumdaki ana akım fikirler mecmuasından ayrılan ve yeni bir fikri dile getirenlere karşı katle, lince varan tepkileri göz önüne aldığımızda bu tutumların, tarihin yalnızca bu anına, bu olanbitene ve seçilen hedefe özgü olmadığını görebiliriz.  Yoksa demokrasi havariliği ile ünlü, bu meyanda mangalda kül bırakmayanların günlük gazeteler, köşe yazıları gibi araçlarla  kamuoyunu yönlendirici güçlerini, sistemin ta kendisine değil de tek bir hedefe, bir kişiye yöneltmeleri başka türlü nasıl açıklanabilir?

 Her ne olursa olsun  « sol, iktidar karşıtıdır » ezberiyle hareket edenlerin, solun istediği değişimleri iktidar/hükümet/yürütme az veya çok gerçekleştirdiğinde en azından susması gerekir. Ve adil olmak gerekir. Adalet istiyorsanız eğer, önce adil olacaksınız. Böyle bir momentte  adil olamıyorsanız, halka adalet istediğinizi nasıl anlatacaksınız?  Adaletten yana olduğunuza insanları nasıl ikna edeceksiniz? Sorun halkın taleplerinin az ya da çok yerine gelmesi değil de yani üzüm yemek değil bağcıyı dövmekse adalet duygusu da sizden çoktan uzaklaşmış demektir. Hangi saiklerle bu tür bir değerlendirme yaptığınızı bundan böyle insanlığa anlatamazsınız. Bu durum sol ve bazı demokratlar açısından ahlaki bir sorunun varlığının göstergesidir. Sol hiç bir dönemde şimdi olduğu kadar burjuvazinin bir bölümünün  hem de halka yüzyıl boyunca kan kusturmus askeri bürokrasinin, oligarşinin ve onun beslediği tekelci burjuvazinin peşine takılıp halktan bu denli kopmamıştı. 

Solun günlük gazetesiyle, kamuoyu yaratma yetisiyle bir iktidar odağı olmadığını boş yere anlatmayın bana. İktidar sadece hükümet ve devletten ibaret değildir. Çevrenize bir bakın bakalım, ne zamandır kaleminizin elit çevrelerde yarattığı memnuniyetten ve alkışlardan hoşnutsuzluk duymayı bıraktınız, bu pırıltılı oyunlarla egonuzu büyütmekle meşgulken en son ne zaman kendinizi sorguladınız?  

Heyhat!.. Sözcü, Aydınlık gibi gazetelerle çıkar ve rant çevreleri ile Cumhuriyet tarihinin şu ana kadarki en büyük davasının sanıkları bir kez nefret toprağını saksıda size sunmasınlar; muzaffer, karşı konulamaz hegemonya çepeçevre sizi de sarar, rekabet ve iktidar hesaplarınızın bereketsiz toprağı, büyüklük duygunuzun göstereni haline gelir. 

 Bazen iktidar gibi görünenler aslında muhaliflerden daha kırılgan olabilirler. « İktidar » sadece hükümet olmak değildir. Hele ki bu « iktidar » her iki kişiden birinin oyunu aldığı gerçeği şöyle dursun, bu ülkede 80 küsür yıldır mağdur olmayan tek kesimin yani askeri bürokrasinin dışında kalmış, mağduriyeti bizzat yaşamış ve ağır bedeller ödemiş bir kesimin temsilcisiyse solun muhalif pozisyonunun yönünü epeyce ince eleyip sık dokuması gerekir. Kendimize sol diyorsak bizim ibremizi ezilenler ve onların talepleri belirler, kapris lüksünü yaşayabilen birkaç elitist aydın, yazar değil. Sol bir an önce yeni pozisyonunu bu duyarlılıkları göz önüne alarak yeniden belirlemeli.

 Kürt meselesinin çözüme yaklaşmasından sonra sıra Müslüman olmayan kadim halkların haklarının iadesine gelecek ki bütün bu gürültü patırtı bu yüzden. Ulusalcıların, milliyetçilerin ve bu düzenden rant sağlayan hegemonik güçlerin akan suyu daha başından, kaynağından kurutma hamleleri boşuna değil. 

Bu « dava »lar henüz bitmedi. Yeni başlıyor ve sürmesi bizlerin çabalarına bağlı. Cumhuriyetin tüm mağdurları için adalet yerini bulana değin… Eğer, tabii, istemeden de olsa solun destek verdiği kesimler darbeyle, desise ve hileyle iktidarı ele geçirmezse.