Muhalefet ama nasıl?


Muhalefet ama nasıl?

 

Bugüne değin tespit edebildiğim, AKP’ye muhalefetin üç tarzı var. İlki CHP, Ergenekon, ulusalcılar ve bunlardan ayrı bir varlık gösteremeyen Kemalist Sol’un (yeni TKP, ÖDP vd.) “Erdoğan her ne yaparsa karşısındayız” çizgisi. İkincisi demokratik Solun ve liberallerin zihinlerdeki İslam algısından kaynaklanan tereddütlü çizgisi. Üç: İslam korkusu ve oryantalist olmayan Solun eleştirel muhalefet çizgisi. 

 

Benim üçüncüsünü savunduğum çok açık. Bu tarz-ı siyasetin detaylarına girmeden önce ikinci çizginin açmazlarına bakmak istiyorum.  Son olarak Taraf gazetesinde çıkan tartışmanın temelinde, kanaatimce, bazı yazarların değindiği gibi sadece “Kürt sorunu” yatmıyor, bundan çok daha kapsamlı bir “siyasi İslam” algısı sorunu var. Adı geçenler, İslam ile kısa vadeli bir “barış” sürecinden sonra AKP ile muhalefette “yetmez ama evet”ten “yetti artık hayır” çizgisine geldiler. İslam korkusu yeniden baş gösterdi.  Suriye’de Esed rejimine karşı “kaynağı bilinmeyen bir takım İslamcıların ve El-Kaide’nin” savaştığı yolundaki haberler alttan alta bu korkuyu besledi. Buna bir de PKK’nin ilan ettiği savaş çizgisine karşı operasyonlar eklenince, demokratik muhalefetin tereddüdü arttı. İslam korkusu öyle bir şeydir ki bu ülkede, kaçınılmaz olarak oryantalizme savrulur. “Demokrasi ile yönetildiğimiz tek bir gün bile yoktur bu ülkede” gibi tarihin bütün sayfalarına bakmış, incelemiş edası ve toptancılığına kaymak da çok kolay. Hemen başlar, “çağdaş/asri” terimlerine nedense içkin olan “Batı” demokratik ölçütlerinin sergilenmesi ve bizim bundan ne denli uzak olduğumuz, “geri” kaldığımız üzerine klişe söylemler. Aslımıza yani Kemalist beyin hücrelerimize geri dönüveririz.  Matbuatta 18. asırdan beri var olan “eleştirel/tenkidi” düşünce, İslam’da reform çabaları, “asri olmak ve medeni olmak” üzerine, “garp ve şark” üzerine onca tartışma, yazı, onca düşünsel birikim bir kalemde silinip atılır. Bu birikimle en basit veri tabanı bağlamında bile ilişkisi kat' edilmiş/kesilmiş nesiller olarak zihinlerimize yerleştirilmiş kalıpları, ezberleri tekrarlamaya başlarız. Bu bir bakıma rahatlatıcı bir yerdir, yeni olanın getirdiği huzursuzluktan da böylece kurtulmuş, güvenli, eski “kürkçü dükkânına” dönmüş oluruz. Ben ikinci tarz muhalefetin sorunlarının bu noktalarda yattığını düşünüyorum.

 

Gelelim üçüncü tarza, yani eleştirel muhalefete. Bu tarz-ı siyaset bu topraklarda çok yeni filizleniyor.

 

Bu konuya devam edeceğim.