Yeşil-Sol partinin program ve tüzüğü


Yeşil-Sol Partinin Program ve Tüzüğü 

Yeşil-Sol partinin program ve tüzüğünü (49 s.) okudum ve inceledim. Programın çok güçlü ve çok zayıf olan yerlerine değinmek istiyorum. Bu programı sanki beklermiş gibi bu partiye katılmak istemeyişimin sezgiden öte, bu sitede yazılıp çizilenler, 1 Mayıs 77 katliamında solun kendini eleştiremeyişi, solun hiçbir konuda hesapverebilirlik ilkesini hayata geçirmeyişine tanık olmam ve daha pek çok siyasi ve ideolojik neden var. 

Kanımca, bu program yeşil siyaset ve bu dolayımla anti-kapitalist siyaset açısından epeyce güçlü, sol açısından ise bir hayli zayıf bir program. Bu zaaf yeşil siyaseti de beraberinde sürükleyecek gibi görünüyor. Kadın politikalarının her bir pasajda yer almasının sebebi ise kaleme alanların bu konudaki yetkinliklerinden değil, 30 yıllık feminist hareketin kazanımlarındandır. Ve tabii feminist yaklaşımlar açısından yine de eksiklikler içeriyor.   

1. Bu ülkede yaşamıyorsunuz: Zaaflarından biri ve en önemlisi, bu bildirge, bu ülkede yaşayanların değil de sanki Norveç'te, ingilterede vb herhangi bir gelişmiş Batı ülkesinde oturan, Türkiyeye de uğramış, batıdan bakan beyaz Türk erkeklerin katı rasyonalist bakış açısıyla ahkâm kesen bir program. Bu ülkenin insanları, eğilimleri, arzuları, inanç sistemleri, davranış kalıplarını hiç anlamamış, acemi ve halktan kopuk  bir takım erkek insanların, "menzilimiz avrupa" diyenlerin, halkın tercihlerini, inançlarını ve mücadele biçimlerini görmezden gelenlerin ve küçümseyenlerin, baştan başa oryantalist ve tepeden, kibirli bakışla yazılmış, bu ülkenin çok büyük kültürel değerleri olan tevazu, anlayış, sevecenlik, dostluk, dayanışma, büyüksenmeme, her davranışta bir hikmet arama gibi yaşam felsefesine ilişkin derinliklerinden haberi olmayanların ya da bunlara değer vermeyenlerin yazdığı bir program. Sadece kendi dedikleri doğru, çünkü herşeyin en iyisini onlar biliyor. eril dil. 

2. AKP'nin saldırgan kapitalist ve çevre tahripçisi oluşunun eleştirisi doğru (yeşil eleştiri), ama yaptığı "iyi şeylerden" bahis olmayınca, halkın büyük bir kesiminin "iyi" algısıyla ters düşmekten, yani onlardan tamamen kopmaktan çekince duymayanların, kendi kendine konuşanların programı. Sizi kim dinler bu durumda? AKP'nin mağdur bir kesimin kurduğu bir parti olduğunu görmezden gelmek, mütedeyyinlerin 80 yıllık mağduriyetlerinden söz etmemek, sadece sünni -biraz detaylanınca da osmanlı düşmanlığıyla yetinmek, iktidara karşı bir direniş, bir protesto örgütlenecekse  mütedeyyinlerin  bu safta yer almalarının olmazsa olmaz olduğunu görmemek, İslam düşmanlığının büründüğü ince biçimlerdir.   

3. Bu ülkenin tarihiyle yüzleşmesinin sırası geldi. Hem Osmanlının hem Cumhuriyetin gerçekte ne olduğu ve ne olmadığı hakkında tartışmaların -siz istemeseniz de- yapılacağını, önümüzdeki beş yılın bu yüzleşmeyle geçeceğini tahmin etmek güç değil.  Bu konudaki pasajınız zorlamayla yazılmış gibi... hiç samimi değil.  Tartışmalarda "Azınlık" tabirini bu kadar kolay nasıl kullanabiliyorsunuz? Onlar eskiden azınlık değillerdi, osmanlı toplumunu oluşturan temel unsurlardı, önce İttihat Terakki'nin soykırımlarıyla ve hemen ardından, İttihat Terakki' geleneğinin devamcısı Cumhuriyetin kurucu kuşağı tarafından azınlıklaştırıldılar.  

4. CHP'nin yedeğindeki, onun dizaynı olan kamuoyunu yönlendirmede kullandığı psikolojik harp tekniklerini, kodlarını bu denli iç huzuruyla ifade edebilmek, programın çeşitli yerlerine serpiştirmek için en iyi ifadeyle, aymaz olmak lazım.  Beyinlerin tutsaklığından söz bile etmiyorum. 

 Benim şimdilik, özetle söyleyeceklerim bunlardan ibarettir.