Muş’un izleri yok edilen Ermeni kültürü

Muş’un izleri yok edilen Ermeni kültürü


Cumhuriyet tarihi ile başlayan inkâr zincirine bir yenisi eklendi. Muşlu Ermenilerin kurduğu tarihi Kale Mahallesi yok edildi. Yazılı ve görsel medya sessiz kalmadı ama yine de yıkımın önüne geçilemedi. Belediye başkanı Necmettin Dede, Agos’un kendisine yönelttiği sorulara gerçeklerle ilgisi olmayan yanıtlar verdi, resmi söylemi birebir tekrarladı. Ermenilerin Rus işgaliyle Muş’a geldiklerini savunan Dede, sanki Muş’ta Ermeni kalmış gibi “Elinde tapusu olan Ermeni varsa göstersin” açıklamasında bulundu. Oysa tapu kayıtlarında gizlilik ortadan kalkarsa Muş Ermeni mülklerine kimlerin el koyduğu açıklığa kavuşacaktır. Asli görevini unutan Emniyet emeklisi belediye başkanı Dede, belli ki tarihi kentler ve korunması hakkında, altına imza koyduğumuz pek çok sözleşmeden ve AB mevzuatlarından habersiz. Milattan önce başlayan Muş tarihini ise hiç mi bilmiyor, oysa Muş Çevre Müdürlüğü sitesindeki iki satırlık bilgi dahi başkanı yalanlıyor. Tabii, sorunun sadece belediye başkanının söylemi ile sınırlı olmadığını, devlet ve görevlilerinin bir zihniyetiyle yakından ilişkili olduğunu da yakından biliyoruz. Belediye başkanının yanı sıra Van valiliği, Van Anıtlar Kurulu ve özellikle ilgili bakanlıklar ve yetkilileri asli görevlerini yerine getirmiyor, bir anlamıyla mevcut yasa ve yönetmelikleri tanımıyorlar. Pek çok konuda olduğu gibi cezasızlık kuralı burada da işliyor, kamu görevlilerine kimse dokunamıyor. Muş Kale mahallesinin yok edilmesinden yola çıkarak, Muş’un ve Ermenilerin tarihi, Muş Ermeni mahallesi ve tarihi yerleşimleri hakkında bir yolculuğa çıkıyoruz.

Elde edilen bulgulara göre Muş’un tarihi antik dönemlerden başlar. Yörede yaşayan her bir etnik grup bölgeye kendince bir ad vermiştir. Ermenice Muş adının anlamı ve kökeni belirsizdir. Kesinliği olmamakla birlikte kimi anlatılarda pagan döneminden itibaren mışuş (sis) kelimesinden geldiği, bu nedenle “Mışo taşdı mışuş e, ir hoğn u çurı anuş e” (Muş ovası sislidir, toprağı ve suyu tatlıdır) şarkısına yansıdığı belirtilir. Muş, çok eski bir kale içi kentinin üzerine kurulmuştu. Burada Urartu kralı Menua’ya ait (İÖ. 810-778) çivi yazılı kitabeler bulunmuştu. Ermeni tarihinde Mamigonyan sülalesi önemli bir yere sahip olup, bir dönem ülkenin kaderini belirler. Mamigonyanlar, 8. yüzyılda Arap halifesine karşı patlak veren tüm isyanları yönettiler, ama 771-775 ayaklanmasında uğranan yenilgi, sülalenin sonu oldu. O tarihten sonra beylik arazileri, Arap halifeleri tarafından Pakraduni sülalesinin küçük koluna verilir. Toprakların sahibi olan Pakraduniler, 966’da ellerindeki toprakları Bizanslılara teslim etmek zorunda kalırlar. 11. yüzyılda bölgenin kaderini eline alan Tornikyan Prensliği de Moğolların akınlarına boyun eğer. Anadolu’daki isyanlar, kıtlık ve kırımlarla birlikte Ermeni nüfusu da yavaş yavaş dağılmaya başlar. 1516’da yöre Osmanlılarca ilhak edildikten sonra, kent ve yöresi Bitlisli Kürt emirlerinin denetimine geçer. 19. yüzyılın sonlarında ise II. Abdülhamid tarafından organize edilen Hamidiye Alaylarının ve göçebe aşiretlerin gerçekleştirdikleri katliamlar sonucu kazanın büyük bir kısmı boşalır. 1915 Soykırımını izleyen yıllarda ise Muş kazası Ermenilerden tamamen arındırılır. Muş aynı zamanda Ermeni pagan döneminin kutsal mekânlarından biriydi. Günümüzdeki Dirik, Yücetepe’de (tarihte Aşdişad olarak adlandırılırdı), Ermenilerin ünlü tanrı ve tanrıçaları olan Asdğig, Anahid ve Vahakn tapınakları yükseliyordu. Hıristiyanlık dönemindeyse, güney Ermenistan’ın ruhani merkezi Surp Garabed Manastırı Muş’ta yer alıyordu. Bölgenin en eski manastırlarından biri olan ve Surp Krikor Lusavoriç tarafından kurulan Klagavank Manastırı burada bulunuyordu. Muş, 8. yüzyılın sonuna kadar Daronlu Mamigonyan prenslerinin özel mülküydü. Katolikos Khırimyan Hayrig’in atılımıyla hareketli günlerine dönen, defalarca talan edilmesine rağmen Müslüman halkın nezdinde de itibar kazanmış olan Surp Garabed Manastırı ise Muş halkının ruhani merkeziydi. Arakelots Vank ya da Aziz Havariler Manastırı da Muş’un kutsal mekânlarındandı ve 5. yüzyılda Surp Tarkmançats (Aziz Çevirmenler) bu manastırda kalmıştı.

Muş Ermeni kilise ve okulları Osmanlı döneminde Muş sancağında Ermenilere ait 299 kilise, 94 manastır, 53 hac yeri bulunuyordu. 135 okulda 5.669 öğrenci eğitim görüyordu. 1914’te Muş havalisinde Ermeni nüfusu 140.555 rakamına ulaşmıştı. Muş Sancağında yer alan Ermeni kilise ve okullarının adlarına ait basit bir döküm bile gazetemizin iki sayfasına sığmadı. Bu nedenle sadece Muş kazasında yer alanların dökümünün bir özetini hazırladığımız bir harita ile birlikte sunuyoruz. Bu yerleşimlerin her birinde en az bir Ermeni okulu bulunmaktaydı. 1. Hasan Ova : Biri Surp Kevork olmak üzere üç kilise, 2. Salegan/Serkan/Şerekhan [Üçsırt]: Meryem Ana Kilisesi; 3. Kvars/Kirvar: Meryem Ana Kilisesi ve 4. Pazu/Pazo [Bilek]: Surp Asdvadzadzin Kilisesi 5. Sordad/Sordur/Surdan [Aşağıyongalı]: Meryem Ana Kilisesi 6. Ziyaret: Meryem Ana Kilisesi 7. Surp Garabed/Çanlı Kilise: Bir manastır, Surp Istepannos, Surp Kevork, Meryem Ana, Surp Harutyun, Surp Khodacaragats kiliseleri ve yakın çevrede yer alan Surp Boğos ile Surp Sarkis şapelleri; 8. Uruğ/Usuğ [Ulukaya]: bir kilise 9. Meğdi/Mekhdi/Madi [Yaygın]: Surp Jarankutyun Kilisesi 10.Kheybiyan/Khehibiyan [Yoncalıöz]: Surp Asdvadzadzin Kilisesi 11. Noragn/Noşgan: 106 Ermeni 12. Dom [Körpeağaç]: Surp Simeon Kilisesi 13. Şeykhlan/Şeykh Alan [Eğirmeç]: iki kilise 14. Kürt Meydan [Eralanı]: bir kilise 15. Avzağpür/Azapür [Özdilek]: bir kilise 16. Bağlu/Bağli [Dağarası]: Surp Hreşdagabed ve Meryem Ana kiliseleri, 17. Ardkhonk [Ortakent]: bir kilise 18. Sentsenud/Sosnot: bir kilise 19. Kezlağac/Kızılağaç: iki kilise 20:.Komer/Komi [Suluca]: Meryem Ana Kilisesi 21.Plel/Pleş/Bilir: bir kilise 22. Kartzor/Karsoro [Suvaran]: bir kilise 23. Khoronk [Harman]: bir kilise 24. Poğergov/Porkof [Arpayazı]: bir kilise ve 25. Khaşkhaldağ [Kıyık]: bir kilise 26. Koms/Kilakom [Bozbulutlar]: bir kilise ve 27. Hergerd/Herkit: bir kilise 28. Aladen/Aladin [Erencik]: bir kilise 29. Avran/Avron: iki kilise 30. Gemig/Kemik [Beşparmak]: bir kilise 31.Sahag [Ağartı] 32. Aşdişad/Dirik [Yücetepe]: Surp Sahag Kilisesi, 33. Tsakhavi/Sekavi [Mercimekkale]: bir kilise, bir manastır 34. Hartert/Artit : Surp Sarkis Kilisesi, bir manastır 35. Ağçan/Akçian [Taşoluk]: Meryem Ana Kilisesi, bir manastır 36. Guravi/Kiravi [Şenoba]: biri Surp Hagop olmak üzere iki kilise, 37. Sulukh/Suluk [Muratgören] : iki kilise 38. Khoper/Kophir [Karaköprü]: Surp Hagop Kilisesi, iki manastır 39.Çrig/Çiriş [Bağlar]: Meryem Ana Kilisesi 40. Çapna/Çapnots/Şipnik: Surp Kevork Kilisesi, bir manastır 41. Arinçvank [Yeşilce]: Surp Sarkis Kilisesi, bir manastır 42. Arinç/Arincik [Çoğürlü]: Üç Horan Kilisesi, 43. Tsoğunk/Oğnuk [Üçdere]: Surp Sarkis Kilisesi, 44. Norşen [Sungu]: Meryem Ana ve Surp Sofia [Katolik] kiliseleri 45. Garni [Ağaçlık]: bir kilise, üç manastır 46. Köşk: 57 Ermeni 47. Mogunk/Magonk [Soğucak]: bir kilise 48. Terkevank/Tirkevank [Donatım]: Surp Toros Kilisesi 49. Areğ/Arak [Kepenek]: Surp Giragos Kilisesi 50. Havadarig/Havadorig [Derecik]: bir kilise, üç manastır 51. Marnig [Gökyazı]: bir kilise ve altı hac yeri 52. Talasin: bir kilise 53. Alizirum/Alizrnan [Tandoğan]: Surp Giragos Kilisesi 54. Sokhom/Soğkum [Yarpuzlu]: Surp Sahag Kilisesi, bir şapel 55. Hunan/Huğan [Suboyu]: Surp Tovmas Kilisesi, iki hac yeri 56. Pıklents/Biklis: Surp Kevork Kilisesi 57. Alişan/Aliçan: Meryem Ana Kilisesi, üç hac yeri 58. Şeyh Yusuf [Boyuncuk]: Meryem Ana Kilisesi 59. Şekhprim/Şeyh Perim: 202 Ermeni 60. Khartos Nerkin/Aşağı Khartos [Aşağısızma]: Surp Sarkis Kilisesi, üç hac yeri 61. Tsıronk/Sirotonk [Kırköy]: Surp Sarkis ve Surp Hagop kiliseleri, dört hac yeri 62. Abelbuhar/Abu Bohar [Yazla]: Meryem Ana Kilisesi 63.Tıvnig/Tifnik [Durugöze]: Surp Simeon Kilisesi, dört hac yeri 64. Hatsig/Hasik [Güven]: Surp Hagop Kilisesi, bir şapel, harabe halinde üç manastır 65. Orgnots/Tzorgonk/Orkinor [Çukurbağ]: Üç Horan Kilisesİ 66. Krtakom/Kirtakom [Tabanlı]: bir kilise, harabe halinde iki manastır 67. İrizag/Yerizag [Yürekli]: Meryem Ana Kilisesi, bir manastır ve 68. Til [Korkut]: Meryem Ana ve Surp Mesrob kiliseleri, harabe halinde iki manastır 69. Avzağpür [Oğulbalı]: Surp Asdvadzadzin Kilisesi 70. Tırmert/Tirmit [Alazlı]: Surp Kevork Kilisesi, harabe halinde iki manastır 71. Huşdam/Uç Dam: Surp Toros Kilisesi 72. Arnist/Arnis [Kapılı]: Surp Hovhannes Kilisesi, bir manastır 73. Khars [Güneyik]: Meryem Ana, Surp Asdvadzadzin ve Surp Parseğ kiliseleri, harabe halinde beş manastır 74. Ardonk/Ardunik [Konakdüzü]: Meryem Ana Kilisesi, harabe halinde beş manastır 75: Vartenis [Altınova]: Meryem Ana ve Surp Hagop kiliseleri, harabe halinde iki manastır 76. Avzud/Afzut [Büvetli]: Surp Sarkis ve Surp Simeon kiliseleri, harabe halinde üç manastır 77. Khıvner/Khiviyan: bir kilise ve harabe halinde bir manastır 78. Dzeked/Zirkik [Otaç]: Surp Tukhmanug Kilisesi ve bir manastır 79. Vartkhağ/Vartküğ [Bögürdelen]: bir kilise ve harabe halinde bir manastır 80. Dzığag/Zağat [Karakütük]: Surp Istepannos Kilisesi 81. Arak [Sarıbahçe] Surp Sarkis Kilisesi 82. Arkavank/Argonk [Umurca] Havari Surp Tovmas ve Şeg Avedaran kiliseleri, üç manastır 83. Yerişder/Ariştir [Eşmepınar]: Surp Tovmas Kilisesi, harabe halinde üç manastır, 84. Ali Kılpon/Aligerpun [Kocatarla]: Surp Tukhmanug Kilisesi 85. Mıgrakom/Mekerkumi [Düzkışla]:Surp Sarkis Kilisesi 86. Khasküğ/Hasköy: Surp Yerrortutyun, Surp Istepannos ve Surp Talileos kiliseleri, harabe halinde yedi manastır 87. Kolosig/Kalurik [Elmabulak]: Surp Hagop Kilisesi ve harabe halinde iki ibadet yeri 88. Pındıkhner/Pindikhir [Yağkaya]: iki kilise 89. Şımlag/Şimlak [Dağdibi]: Surp Sarkis ve Surp Garabed kiliseleri 90. Alvarinç/Alvaric [Karaağaçlı]: Surp Hagop Kilisesi, bir manastır 91. Pertag [Tekyol]: Surp Sarkis ve Meryem Ana kiliseleri, harabe halinde beş manastır 92. Posdakend: tam yeri belirsiz, bir kilise 93. Malakhdan/Malar/Mavlar: 50 Ermeni 94. Muş sekiz kilise ve yedi okul 95. Petar/Pitar [Karlıdere]: bir kilise 96. Surp Hovhannesi Vank/Kızıl Kilise: bir manastır 97. Dadrakom: nüfusu belirsiz 98. Arakelots Vank/Arak Kilise 99. Madnavank : tam yeri belirsiz, bir manastır ve Coğrafi açıdan Sasun’un Şadakh [Çatak] kazasında bulunan aşağıdaki köyler, idari bakımdan Muş kazasına bağlıydı 100. Şenek/Şin [Alaniçi] : bir kilise 101. Semal [Üçevler]: bir kilise 102. Geliguzan [Cevizlidere]: bu yerleşim birimi mezralardan oluşmuştu 103. Aliank/Alian: bir kilise.

Muş bir kültür ocağıydı Surp, yani Aziz Mesrob Maşdots 361 yılında Muş Hatsegats köyünde doğdu. 405 yılında Ermeni alfabesini oluşturdu. Surp Mesrob ve öğrencileri, Kutsal Kitap başta olmak üzere birçok eseri Ermeniceye çevirerek büyük bir aydınlanma ve kültür hareketi yarattılar; Yunanca ve Asuricenin Ermeni kültürü üzerindeki egemenliğine son verdiler. Alfabenin keşfi ile birlikte manastırlarda ilk Ermeni elyazmaları da oluşmaya başladı. Anadolu’nun pek çok yerinde olduğu gibi Muş manastırları da Ermeni elyazmalarının ve minyatür sanatının geliştiği merkezlerden biri oldu. 13.-15. yüzyıllar arası yazılan ya da kopyalanan çok sayıda dini yayın ve İncil bu merkezde üretilir. Ermeni kültür tarihinin ünlü el yazma ve minyatür ustası Vartan Garnetsi’nin [Erzurumlu] önde gelen çalışmaları Muş Arakelots Manastırında muhafaza edilir. Toros Daronatsi’nin [Muşlu] 1307-46 yılları arasında ürettiği pek çok elyazması günümüze ulaşır. Ermeni köylülerinin 1915 katliamları sırasında kaçarken kurtarmayı başardıkları 900 sayfayı aşkın, 50x75 cm ebadında, 27 kiloluk ünlü Mışo Carındir yazması Arakelots Manastırında yer alıyordu. Muş kültür yaşamında Karekin Sırvantzyants editörlüğünde 1863-1865 yılları arası Surp Garabed Manastırında yayınlanan Lradar Ardzvig Darono [ Muş Kartalı] adlı gazete önemli bir rol oynadı. 1909 yılında ise Muş Tarkmançats Okulu Tbrots Tasdiarag [Okul-Eğitmen] adlı bir dergi yayınladı.

100 yıl önceki büyük anma 1913 yılında Anadolu’nun pek çok kenti gibi Muş’ta da Ermeni alfabesinin icadının 1500 ve ilk Ermenice kitap basımının 400. yılı kutlandı. İlk tören Arakelots Manastırı’nda erken saatlerde başladı. Kiliseden ayrılan halk kortejler halinde manastırın dışında bulunan ve bir hat üzerinde sıralanmış devasa mezar taşları altında yatan çevirmenler Isdepan Asoğig, Tavit Anhağt, Boğos Daronatsi, manastırın ilk pederi Ğazar, Nerses Mışetsi, Movses Khorenatsi ve Tuma Vartabed’in ceviz ağacı yaprakları, taze söğüt dalları, canlı çiçeklerle süslü mezarları ziyaret etti. Kalabalık bir halk kitlesi yanında Muş askeri komutanı 400-500 kişilik bir birlik ve askeri bandoyla hazır bulunur. Konuşmalar Türkçeye de çevrilir. Tören sonunda askeri komutan da bir konuşma yapar ve konuşmalar Türkçeye çevrildiği için teşekkür eder. Komutan, halkın isteği üzerine gece yapılacak törende de hazır bulunması için bandoyu sabaha kadar orada görevlendirir. Benzeri bir etkinlik de bölge valilerinin, Rusya’dan gelen tanınmış kişilerin de yer aldığı, çok daha geniş bir katılımla Muş Surp Garabed Manastırı’nda gerçekleştirilir.

Yıkımın suçlusu kerpiç olamaz Anadolu’daki depremlerden sonra yerle bir olan binlerce binanın suçlusu olarak genellikle kerpiç malzemesi suçlanır. Kerpiç Ermeni mahallesinin yıkımına da gerekçe oldu. Bu doğru bir bilgi değil. Dünyadaki kerpiç yapılar ve sorunlarının çözümüne yönelik ICOMOS Uluslararası Kerpiç Koruma Komitesi oluşturmuştur. Komite pek çok ülkede etkinlikte bulunur, deneyim paylaşımı yaşanır. Tarih 1980. Tam da 12 Eylül’ün bir ay sonrası. Ankara’da Uluslararası Kerpiç Koruma Sempozyumu gerçekleşir. Bitlis’li Zaven Sempozyuma katılanlar arasında bir de Ermeni vardır, Zaven Hatsakordzian. Arsen oğlu Zaven, 1911 Bitlis doğumludur. 1915 soykırımında tesadüfen hayatta kalır. Bu topraklardaki binlercesi gibi kendini Ermenistan’da bulur. Yetenekleri onu mühendislik alanına sevk eder. 1966’da Yerevan’da teknik bilimler enstitüsünde doktora tezini verir. 1968’de ise profesör olur. Doğal ve gözenekli volkanik taşlar, dayanıklılık, teknoloji sorunları alanında uzmanlaşır. Rusça-Ermenice Mühendislik sözlüğünü hazırlar. 1978’den hayatını kaybettiği 1992’ye kadar insanoğlunun ilk yerleşimleri olan mağaralar konusunda çalışır. Aynı zamanda Sovyetler Birliği Anıtlar Koruma Komitesi ve Uluslararası Anıtları Koruma Konseyi üyeliği yapar. Hatsakordzian, sempozyuma “Antik kerpiç duvarlarda koruma ve onarım teknolojileri” başlıklı bir tebliğ sunar ve kerpiç yapıların zamana nasıl direndiğine dair örnekler verir. Ülkemizde pek çok uzman da bu konuda çalışmaktadır. Mimar Cengiz Bektaş “Kerpiç ustalıkla kullanıldığında en sağlıklı inşaat malzemesidir. Havayı temizler, nemi dengeler ve ısıyı belli bir düzeyde tutar. Bugün Van Kalesi'nden Safranbolu evlerine kadar her yerde yüzlerce yıldır ayakta duran kerpiç örneklerine rastlayabiliriz. Evler kerpiç olduğu için yıkıldı demek inşaatı bilmemek demektir." Mimar Doç. Dr. Bilge Işık, "Hatayı kerpiçte değil, evlerin yanlış inşa edilmesinde aramalıyız”, Prof. Dr. Ruhi Kafesçioğlu ise "Kerpiç, depreme karşı son derece dayanıklı bir malzemedir. Büyük depremleri çok rahat kaldırır” değerlendirmesini yapıyor. Bu malzeme en az 5000 yıldır kullanılıyor. Mezopotamya’da kerpiçten başka malzeme yoktu ama, bu yokluk Mezopotamya Mimarlığı’nın oluşmasını engellemedi. Oradaki koskoca Saraylar, koskoca tapınaklar kerpiçten yapılmıştı. Dünyanın ilk gökdeleni olan Babil Kulesi kerpiçten yapılmıştı. Her yıl Ağa Han ödüllerinden birinin Afrika’da, Ortadoğu’da, Uzakdoğu’da kerpiç yapı alanında verildiğini hatırlatalım ve “kerpiç öldürmez, cehalet öldürür” demekle yetinelim. Yamaçlardaki zeminin parçalanması sonucu toprağın çeşitli sebeplerle aşağı doğru kütle halinde kaymasını heyelan olarak adlandırırız. Heyelan, Muş Ermeni mahallesinin yıkımına gerekçe olarak sunuldu. Bu Ermeni yerleşimlerinin oluşumunu, tarihini bilmemekle eş anlamlıdır. 1915 öncesine ait fazla sayıda Ermeni yerleşimi fotoğrafına sahibiz. Bu yerleşimlerin ortak özelliği tarihsel birikime dayanması, bin bir güçlüğüne rağmen dağ, tepe yamaçlarına kurulmuş olmasıdır. Ovalara, tarım arazilerine yapılan Ermeni yerleşimi bulmak hemen hemen imkânsızdır. Çünkü Ermenilerin Muş’u; güneye, doğuya ve batıya açılan aynı adlı büyük ovanın sınırındaki bir tepenin üstünde aşağıdan yukarıya doğru basamaklar halinde inşa edilmişti. Muş Kale mahallesindeki evlerin günümüzdeki durumu ise başka bir şeye işaret etmektedir. 1915 ile birlikte bu yapıların gerçek sahipleri katledilmiş, tehcire tabi tutulmuş, yapılar sahipsiz ve kapanın elinde kaldığından yüz yıldır bakımsızlığa terk edilmiş, gerekli onarımları görmemiştir. Tarih yok edildi Ben bir mimarım. Ehil olmayan kişilerin, farkında olup ya da olmadan cinayet işlediklerini söyleyebilirim. Muş’ta iklim, coğrafya ve yerleşimlerin oluşumu, sokak dokuları, yapıların yönleri, binaların plan şemaları gibi pek çok tarihsel birikim kayıt altına alınmadan yangından mal kaçırırcasına yok edildi. Muş'un konut mimarisi, pencere ve kapıları, boyutları ve süslemeleri, kapı kolu sistemleri, mutfak, banyo, tuvalet ekipmanları gibi onlarca etnografik değer yok edildi. Bu yıkım, milliyetçi yaklaşımın ürünüdür. Bu topraklara yapılan en büyük kötülüktür.

Kaynakça:
1. Agos gazetesi çeşitli sayıları 2. 1915 Öncesinde Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermeniler, Raymond H. Kévorkian - Paul B. Paboudjian. Aras Yayıncılık, 2013 3. Orlando Carlo Calumeno Koleksiyonu'ndan Kartpostallarla 100 Yıl Önce Türkiye'de Ermeniler 1. Cilt, Osman Köker, Birzamanlar Yayıncılık, 2005 4. Armenian Baghesh/Bitlis and Taron/Mush [Ermeni Bağeş/Bitlis, Taron/Muş] Richard G. Hovhannisyan, Mazda Yayınevi, California, 1980 5. Haygagan Sovedagan Hanrakidaran [Ermeni Sovyet Ansiklopedisi], 13 cilt, Erivan, 1974-1987

AGOS